KARABÜK | SAFRANBOLU GEZİ NOTLARIM


UNESCO tarafından korumaya alınan bir ilçe. Evet Karabük’ün bir ilçesi olan Safranbolu’ya geçtiğimiz aylarda kamp nedeni ile gittim. Yaklaşık 1 gün gezme fırsatım oldu. Şehre adımımı atar atmaz büyük bir hayal kırıklığına uğradım. Otogar ve etrafında tarihi hiç bir şey görmedim. Bir park bile. “Şehre gelme amacım gezmek değil. Kamp için burada bulunuyordum. Ve 1 günlük zamanım var idi. ” Hayallerimdeki Karabük; ahşap evler, dar yollarla çevrili bol ağaçlı alanlar… Daha sonra bu yerin Safranbolu’da olduğunu öğrendim. Dolmuşa atladığım gibi yollara koyuldum.

Sırtımda koca kamp çantam ile dikkat de çekiyor ve çoğu insanın sorularına maruz kalıyordum.
Safranbolu’ya vardığım an ilk dikkatimi çeken şey buranın UNESCO tarafından korunuyor olması idi. İlk defa böyle bir şey ile karşılaşıyor idim.

Dolmuştan indikten sonra büyük bir meydan karşıladı beni. Öğleden önce olduğu için alan boştu. Hazırlıklarını tamamlayıp müşterilerini bekleyen esnaflar, gitar kılıfını önüne açıp nota ayarları yapan sokak müzisyenleri…
Sanırım sıcağında etkisi olacak ki daha insanlar nüfuz etmemiş güzelim yere. Karnımı doyurmak için restaurant arar iken buldum kendimi dar sokaklarda.

Fotoğraf makinemi almamanın verdiği üzüntü ile bastım telefonun deklanşörüne, anı yakalamak için. İlk geçtiğim demirciler sokağında anladım Safranbolu yerlisinin sıcak kanlılığını, misafirperverliğini. Melum Melum gezerken kulağıma tak tak eden sesler geldi; demir ve bakır’dan eserler üreten bir zanaatcı bir amca ile tanıştım. Beni görür görmez oturduğu iskemle’den çekti bir tane ve ikramda bulundu. Böyle şeylere alışkın değildim. Temkinli bir şekilde içeriyi süzerek oturdum iskemleye. Klasik nerelisin? Ne işin var? okuyor musun? sorularını aşıp konu zanaate geldi.

Çünkü yaptığı iş gerçekten ilgimi çekmişti. Bakır ve demirlerden çeşitli hayvanlar. Tepsiler, fincanlar, çanaklar, çaydanlıklar… gibi bir sürü eşya var idi. En son bunları Gazi Antep Bakırcılar çarşısında görmüştüm.

Bir kaç hediyelik eşya aldıktan sonra tekrar koyuldum yollara; Safranbolu deyince akıllara hemen evleri gelir. Tabi ki meydan’da indikten sonra Karabük’ün o iç kapatan değişik yozlaşmış binalarının akabinde Safranbolu’nun her yeri ahşap evleri ilgimi çekmedi değil. Safranbolu’da en çok satılanlar biri de lokum ve sabunlar idi. Ki burayı meşhur yapan yiyeceğin birisi de lokumdur.

Bir kafe’ye oturdum dinlenip bir şeyler içmek için. Ama kafe’de bir sunum olduğunu gördüm. Turistler için özel olarak slayt eşliğinde şehrin tanıtımı yapılıyor idi. Hemen bir ye bulup dinledim bu eşsiz kenti.
Sunum yapılan kafe’nin dizaynı oldukça şık idi. Kentin gelenek göreneklerine göre dizayn edilmişti.

 

Ve bazı mekanlarda ve Safranbolu evlerinde fark ettiğim bir ayrıntı vardı. Hanların ve ya bazı toplantı yerlerinin ortalarında ufak bir havuz bulunuyor. Daha sonra araştırdığımda ise; eskiden önemli konuları bu ufak havuz etrafında oturup istişare ediyorlarmış.
Safranbolu’da çoğu kafe’de, Handa görmek mümkün bu tip havuzları.

Notlarıma yavaştan sona erdirerek gittiğim bazı yerleri aşağıda madde ve açıklama halinde yazacağım. Safranbolu evlerini anlatma lüzum yok. Tarihin azizliğine uğramış bu evler ne kadar UNESCO tarafından ( sözde ) korunuyor olsa da gezi sırasında çoğu binanın çökmüş olduğunu, bazılarının harabe olduğunu fark edeceksiniz.
Zaten meydana ve esnaflara yakın çoğu hanlar evler ya otellere, hostellere ve pansiyonlara çevrilmiş.

Safranbolu-Karabük Geldiyseniz Uğramanız Gereken Yerler

  • Hıdırlık Tepesi; güzel kafelerin bulunduğu Safranbolu’nun ayaklarınızın altında olduğu bir tepedir. Kahvaltınızı burada yapmanızı öneririm. Bu tepeye çıkınca sizi ZAFRANBOLU UÇAĞI karşılıyor. Araştırmam sonucu eskiden ZAFRANBOLU deniliyormuş. Tarih sayfalarından sonra yumuşama ile Safranbolu denmiş.  Hıdırlık Tepesi‘nde panoramik fotoğraflar çekebilir kentin tadını çıkarabilirsiniz.Ben ücret vermeden girdim.
  • Camiler; Bir çok cami mevcut bazılarına girdim ama isimlerini not almak aklıma gelmedi. Gezi sırasında tarihi camiler göreceksiniz. Göz atmanızı öneririm.
  • Güneş Saati; Cincihan denilen yerde bulunuyor. Cincihan‘ı ziyaret ederken bunu kaçırmayın derim.
  • Belediye Binası;Üçgen biçiminde olan ve alt kısımları esnaflara esir olan tarihi bir belediye binası. Dikkatinizi mutlaka çekecektir.
  • Kristal Cam Teras – Su Kemeri; Kristal cam teras hoş doğa manzarası ile Safranbolu dışında bulunan bir yerdir. Altınız tamamen cam olduğu için farklı bir atmosfer yakalayabilirsiniz.
    Su kemeri ise; tarihte su kanalı olarak kullanılmış. Kristal cam teras ile aralarında yaklaşık 500 metre var. Gelmişken Kemeri de görün derim.

Bir çok kanyon, han, müze ye girdim ama isimlerini vs not almadım. Notlarıma burada son veriyorum. Doğası ve insanları ile benden tam not alan bu güzel memlekete bir daha gelmek kaydı ile…

 

Şunlar da hoşunuza gidebilir

LEAVE A COMMENT